Popüler Sinema

Paylaş
Tarih - 07 Haziran 2014 Cumartesi - 2468 kez okundu

Ezan Sesi ve Erdoğan

Sinema tarihi, dinin ve cinselliğinin sömürmesiyle doludur. Sinemacıların en çok kullanıldığı temaların başında gelen din ve cinsellik, toplumun yapısına aykırılığıyla işlenmiştir. Özellikle batının etkisi  ve medenileşme çabası önünde dinin görülmesi nedeniyle din konusu ve dinin temsilcileri alaya alınmıştır.


Türk sineması din ve din adamlarına düşman bir tavırla yaklaşmış; dini kötülemek, alaya almak, gericiliğin nedeni görmek, halkın din adamları tarafından kaldırıldığı temasını işlemek sinemanın sanki temel amacı haline gelmiştir.


Gerek Türkiye sinemanın geldiği yıllar gerekse günümüz sineması dine karşı düşmanca tavrını değiştirmedi. Bu konuda istikrarlı davrandı denilebilir. Bu tutum topluma ve İslami, anlayışa rağmen devam etti.


Din adamlarıyla alay etme, küçük gösterme, kapitalist olduklarını gösterme yarışına katılan yönetmenlerden biri de Yılmaz Erdoğan’dır. Erdoğan, Vizontele, Neşeli Hayat filmleriyle ve son olarak Çok Güzel Hareketler Bunlar  skeç programında din adamlarına karşı tavrını ve düşüncesini görmüş olduk. Sinema tarihinden bugüne din adamlarına karşı olumsuz tavrını sürdüren Erdoğan geçen kendisiyle yapılan bir röportajda Ezan sesinden ve din adamlarının kötü gösterilmesine yönelik eleştirileri gündeme geldi.  Konusun daha iyi anlaşılması için röportajın ilgili kısmını hatırlatalım:“Türkiye’deki bir sette günde beş kez ezan için duyarsın, 'aziz Allah' dersin, beklersin, çay içersin ama filmde duyulmaz o ezan. Bir yabancı buraya geldiğinde mutlaka bir İstanbul sabahı uyanıyor, ezanı bir çeker. Sen de Batıcı kafalı biri isen ‘bunlar da bizi böyle gösteriyor’ dersin. Yerelliğin bir numaralı şeyi din. Gelişim olarak materyalist bir kampın ağırlığı söz konusu. Buradaki materyalizmin bizdeki karşılığı laikliktir. Bu iş din eşittir yobazlık denklemine kadar gitti. Hepimize yansıyan din deyince gözümüzün önüne Cumhuriyet dönemi filmlerindeki deli, kötü kişiler geldi.”


Erdoğan’ın son yaklaşımı bu. Ne oldu da Erdoğan’ın din ve din adamlarına bakışı değişti. Kimi siyasi iktidarla ilişkilerini kimi hibe edilen paralardan dolayı söylem değişikliğine gittiği söylense de ortada Erdoğan’ın gerçeği vardır.


Aydın ve entelektüel gösterilen, okuyan, araştıran Erdoğan’ın dine bakışını Cumhuriyet Dönemine yüklemesi kendini aklama çabasının gayretidir. Bütün suçu geçmişe atmak, birilerine şirin görünmek ve cahilliğini ortaya koymaktır. Madem geçmişte yanlışlıklar yapıldı. Sen neden yanlış adımların peşine gittin diye sormazlar mı? Dine ve din adamlarına neden alay ettin peki Erdoğan? Bunun cevabı cumhuriyet olamaz. Cumhuriyet dönemi sana bahane olamaz. Geçmişin arkasına sığınamazsın. Topu geçme işe atarak gerçek düşüncelerini saklayamazsın. Dine bakışını çıkıp açık açık topluma izah etmelisin ki aradaki çelişkiler ortadan kalksın.


Senin yaptığın hangi projede ezan sesi ve gelenekten kurtulmuş din anlayışı vardır. Sen kimi suçluyorsun? Suçlarken niyetin nedir? Nereye varmak istiyorsun? Ortaya bir laf söyleyip, kenara çekilmekle olmaz. Söylenin bedelini ödemelisin. Bedelde dürüst davranmakla olur. Yerini ve rengini netleştirmelisin. Böyle bir orda bir burada olmaz. Söylediklerinle yaptıkların birbirine zıt olmamalıdır.


Erdoğan, eleştirdikleri kadar, dinin ve din adamlarının yanlış anlaşılmasında payı vardır. Kendini farklı bir yere taşımak devenin başını kuma gömmesidir. Erdoğan gerçekten söylediklerine inanıyorsa, en kısa zaman yeni film projelerle bunu ispatlasın yoksa gerisi hikayedir.


 


Osman Tatlı


www.osmantatli.com.tr


suskunsinemayazilari@homail.com

Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter