Popüler Sinema

Paylaş
Tarih - 17 Mayıs 2014 Cumartesi - 1621 kez okundu

Testere

I.

“İlk ‘Testere’yi izledim, bence gayet iyi bir filmdi. ‘Testere 2′nin de başarılı olması, üçüncü filmin çekilmesine neden oldu. Yapımcılar 4′ü, 5′ü çekiyorlar, sonra bir doyum noktasına ulaşıyorlar. Filmin iş yapması da düşüyor, 4-5-6 ile ya DVD’ye ya da televizyona çıkıyorlar, sinemaya çıkmıyorlar. Bu bir politikadır, o yüzden devam etmesi normal. Testere korku filmi olarak bir marka oldu. İlk filmin çok iyi bir senaryosu ve orijinal bir fikri vardı. İkinci filmi izlemedim ama kritikleri okudum, en az ilk film kadar başarılı olduğunu biliyorum.”

Mehmet Açar (Siyad Başkanı)

“İlk iki filmi izlemiştim ve her ikisini de çok beğenmiştim; hem anlatım olarak, hem de çekim açıları ve renk olarak… Filmin üçüncüsünün çekilmesinin bence iki nedeni var; birincisi korku filmlerinin gişe başarısı ortalamanın üzerinde; bu yüzden de mutlaka devamı çekiliyor. İkincisi ise şu sıralar Amerika’da da Türkiye’de de cinayetler ve seri katillerin popülerliğinin iyice artması! ‘Testere 3′ün de çekilmesini bekliyordum. Zaten ikinci filmin bitişi üçüncü filmin gelişini hazırlıyordu, filmin sonu açık bırakılmıştı.”

Biray Dalkıran – yönetmen (Araf)

“İlk ‘Testere’yi izlemiştim ama ikinci filmi izlemeyi istemedim çünkü bu yeni filmlerde hiçbir zaman yeni bir şey çıkmıyor. Adı yeni çevrim oluyor, öykü değiştiriliyor zaman zaman ama hiçbir zaman birinci film kadar etkili olmuyor. İlk ‘Testere’, kendi türünde başarılı ve çok iyi bir filmdi. Genel olarak son dönem Hollywood korku sineması kendini tekrarlıyor. Eski korku filmlerinin endişe yaratma, korku yaratma, tedirgin etme atmosferi bu yeni çekilen filmlerde pek yok! ‘Testere 3′ü de izlemeyi düşünmüyorum…”

Giovanni Scognamillo – Yazar

“Son dönem korku filmleri arasında ‘Testere’nin bu kadar ilgi görmesinin esas nedenlerinden birisi formülü gayet eli yüzü düzgün bir biçimde uygulaması ve sadizm konusundaki ‘yaratıcılığı’ olmuştu. Özellikle genç seyirciyi hedef alan bu tür korku filmlerinde, bol cinayet aranır ama bin bir türünü görmüş meraklısına azıcık farklı numara göstermek gerekir. İki filmde de çoğu seri katil filminde olduğu gibi mevzu merak unsurumuzu ayakta tutacak kadar karışıktı. Üçüncüyü merakla beklemiyorum ama izleyeceğim…”

Esin Küçüktepepınar – Sinema yazarı

II.

Korku değil, acı sinemasının üç yıldır konuşulan, kült olma yolunda ilerleyen sinemada bir misafiri var: Testere

2004 yılında Testere filmi sessiz sedasız vizyona girdiğinde kimsenin bir beklentisi yoktu. Ancak film, farklı konusu ve işkencesiyle seyirci buldu. Türkiye’de 81.434 kişi tarafından izlendi. Dünyada ise 55,2 milyon dolar hasılat getirdi. İlk filmin beklenenin üstünde ilgi görmesi ve Hollywood çapında 1 milyon dolar gibi komik bir para ile yapılan ve sadece ABD’deki sinemalarda 50 milyon doların üzerinde gelir elde etmesi filmin devamı çekildi. Peş peşe Testere II, III çekildi.

İlk Testere’nin yönetmeni James Wan’dı. Senaryosunu Darren Lynn Bouman yazdı. İkinci Filmde yönetmen koltuğuna oturan isimse Darren Lynn Bouman oldu.

“Testere / Saw I” kırık dökük bir banyoda açılıyor. Banyonun ayrı köşesinde zincirlenmiş halde iki yabancı be tam ortalarında yerde boylu boyunca yatan bir ceset görüyoruz. Adamlar birbirini tanımıyorlar. Ve katilin sesi onlara ne yapmaları gerektiğini söylüyor. Zincirlerinden kurtulmaları, aralarından birinin diğerini öldürmesine bağlı. Film geri dönüşümlerle banyoda zincirli olan iki kişinin oraya gelişini ve kendisine katil denmesinden hoşlanmayan kahramanımız Jigsaw kurnaz ve zeki tuzaklarıyla ölenlerden bahsediyor.

II. filmde ise katil Jigsaw, isteyerek yakalanması ve tutsak edilmiş sekiz yabancının ve en önemlisi dedektif Mathews’un yönelik planları var. İlk filmde sır gibi duran katil Jigsaw’ı biraz daha tanıma imkânımız oluyor.

III. filmde toplumu şiddetle sarsan, polisi aciz bırakan acımasız Jigsaw, yeni çırağı Amanda’yla birlikte bir kez daha kaçmayı başarmıştır. Polisler ikilinin yerini ararken, doktor Lynn Denlan, Jeff Jigsaw’un santraç maçının son piyonları olmak üzeredirler. Bundan haberleri yoktur. Kazada bir çocuğunun ölümüne seyirci kalan kişilerin çocuğunun babasıyla yüzleştirip, yaşama ya da acıyla ölme hesaplaşması vardır.

Devam filmleri her zaman bir tartışmanın içine sürüklenmiştir. Bir önceki seriyle kıyaslamalar, oyuncuların performansları ve senaryosu masaya yatırılır. İyi-kötü notlar verilir. Testere de seri film olmanın getirdiği tartışmalardan nasibini aldı. Sinema eleştirmenlerini ikiye bölen Testere için son sözü yine de korku severler verdi. Eleştirmenler tarafından ne söylendi ise söylendi ama bu testerenin hızını kesemedi. Korku severlerin ilgisini toplayan Testere’nin IV. Serisi çekiliyor. Belki de çekildi.

Kanser hastası sadist katil John “Yaşamın değerini bilmeyenler, yaşamayı hak etmezler.” Sloganıyla videoteyp “oyun başlasın” mekanik sesle, kurbanlara kurtulma fırsatı vererek, sınıyor. İlk filmde gizemli katil John filmde küçük karalar dışında göremiyoruz. Katil hakkında hiç bilgimiz olmuyor. Katilin esrarengiz duruşu, seyircinin ilgisini-merakını had safhaya çıkardı. Testere II de katilin bilerek planlı yakalanışı John biraz daha fazla ekranda görme imkânımız oluyor. Ancak yine John hakkında bilgimiz yok. Ancak Testere III.’de John artık perdedeki yerini alıyor. Testere III. Geri dönüşümlerle(ilk filmdeki sahneler dâhil) kendini seyirciye tanıtıyor. Ve artık John hakkında fazla bilgimiz oluyor. Katilin kurbanlarına ve seyirciye vermek istediği mesajı daha iyi anlıyoruz. John, kimseyi öldürmüyor. Sadece kurduğu tuzak ve kapanlarla boğuşan kurbanların kendi kendilerini öldürmesi ekranı kana boğuyor. John kurbanlarına yaşamak için şans veriyor. Şansını iyi kullananlar kurtuluyor.

Testere I, değişik bir anlatım biçimi ve heyecan verici, gerilim dolu sürpriz sonlu bir orijinal bir senaryoya sahipti. Az mekânda çok büyük işler yapan bir proje idi. Banyoda ayakları zincirlerle bağlı iki odanın geri dönüşümlerle ölüm-kalım savaşı veriyordu. Seyircinin katili bulması hayli zordu. Film, seyircinin beklemediği bir sonla bitti. Ancak Testere II, ilk filmdeki başarıyı gösteremedi. Bu defa bir mekâna hapis edilen sekiz kişi için hazırlanan tuzaklar var. Birbirine giren kurbanlar silahlar ve kavgalarla örülü bir öldürme sistematiği söz konusu. Bu sekiz kişi tanıma fırsatı seyirciye verilmiyor. Yalnız ilk filmdeki kurbanları film ilerledikçe karakterlerini, heyecanlarını, korkularını, psikolojik yapılarını ve ailelerini tanıma fırsatı oluyordu. Tabii sekiz kişi bir mekâna hapis edilince; daha fazla kan, acı, çığlık, kurbanların çaresizliğini görüyoruz. Testere II, senaryosu ilki kadar ilgi görmese de son sahne yine seyirciyi yanılttı. Testere III ise ikinci filmin oluşturduğu olumsuz havayı dağıttı. İlk filmin verdiği tadı geri getirdi. Diğer seri filmlere oranın, John kişiliği ön planda. Hayat felsefesini(öldürme felsefesi demek daha doğru olur.) altında yatan nedenlerin izahı, seyircinin kafasındaki sorulara cevap buluyor. Testere III, John’un gözü ve kulağına dönüşen asistanını sahnede görüyoruz. Diğer filmlerde varlığını görmediğimiz daha çok arka planda John yardım eden Amanda’nın John’un öldürme felsefesini anlamadığını, dolaysıyla John’un kendisine hazırladığı sürprizi görüyoruz…

Kim ne derse desin Testere ilginç ve farklı senaryosuyla seyirciyi yanıltmayı sevdiği gibi; beyazperde de kırılan-parçalanan kemiklerin ve acı çığlıkları seyirciye seyrettirmeye devam edecek.

III.

Şiddetin kaynağı, korkuyu yitirmek ve uygulanabilirliğinin örneklerini görmektir biraz. Cesaret, şiddet ve gerilim örneklerinin çoğalmasına bağlı olarak da artar. Son dönemde Türkiye dahil olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde insanlar şiddete meyilli olmaya başladı. Seri cinayetler, zevk için insan öldürmeler, lise çağındaki gençlerin bıçak, silah taşıması, bıçaklama vakalarının ve kavgalar gibi örnekler bizi sosyal birçok faktörü incelemeye yöneltiyor.

İnsan öldürmenin, vücut uzuvlarının gözlerin kırpmadan parçalara ayrılması, stres ve bulanımlar başka insanlara bulaştırarak atmak. Kavga için küçük bahanelerin facialara dönüşmesinin bir payı da son dönemde gerilim-korku ve acı filmlerinin çoğalmasından da aranabilir.

Türkiye’de korku film örnekleri yavaş yavaş artıyor. Her ne kadar Türk korku filmleri amatör dönemi yaşasa da Japon ve Hollywood menşei filmler insan kanını harekete geçirecek tarz da.

Korku-gerilim sinemasının felsefesinde bol kan, bol bol parçalanmış insan ve bunları yaparken felsefi anlamlar yüklemek ve sinsi, zekici planlayarak iz bırakmamak var…

İnsanlar nasıl yetişir ve neyi görürse yaşam felsefeleri, insana bakışı da o şekilde şekillenir. Son dönemde korku-gerilim filmleriyle insan değeri hiçe sayılmaya başlandı. İnsan öldürmenin zor olmadığı, öldürsen de vicdan azabı çekmezsin, çünkü nedenlerin var ve haklısın mesajlarıyla insanlar şiddette yönelmektedir. Sorunların konuşarak değil, hemen sonuç alınması için şiddete yönelme zafiyetleri oluşmakta. Sabır, anlayış, anlama yerine yumruklar konuşuluyor. Temelinde sürekli şiddetle yoğrulan ve beslenen zihin ve duygular tetiklenmeye hazır konuma geçmektedir.

Kültürel eksiliğin bedeli şiddete kayan bir topluma yöneliş olmakta. Eğitimin insanın hayatından uzak olması, bu tür şiddet menşeli filmlerin toplumu rahatlıkla yönlendirmektedir.

Korku-gerilim insan psikolojisini tahrip etmektedir. Bilinçaltına şiddet unsurların serpiştirilmektedir. Öldürmenin kolay olduğu mesajı yaygınlaştıkça gençlerin bıçak sallaması da o kadar normalleşecektir.

Osman Tatlı

osmantatli@gmail.com

Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter