Popüler Sinema

Paylaş
Tarih - 16 Mayıs 2014 Cuma - 1307 kez okundu

Öldür Beni

ÖLÜMSÜZKEN ÖLÜMLÜ GİBİ OLMAK

Ölüm sonrasının, kutsal ve felsefi dinler açısından bir açıklaması olsa da bu ikisinin ortasında yer alanlar için ölüm gizemli bir atmosfere bürünmeye devam ediyor. Kutsal ve felsefi dinlerin ölümü, farklı genel bilgilerle izahı, insanların kafasını karıştırmaya yetmektedir. Ölüm sonrası hakkında bilgilerin sınırlı olması, ölüm ve ötesinin nasıl olabileceği konusu insanoğlunun hayaline ve bilgi derinliğine, inanç boyutuna kalıyor. Ölüm sonrası hakkındaki yorum ve inançlar insanların kafasını karıştırsa da ölüm sonrası nasıldır, neler oluyor sorusu sanat dünyasının da ilgisi çekmektedir. Ve gizemli bu durum sanatsal yaratıcığı tetikleyen bir unsur haline gelmiştir.

Sanatçının penceresinde ölüm ve sonrası şekillenerek sanata yansıdığından sanatsal yaratıcılıktan öte bir anlam yüklenilemiyor. Tabii bu insanların gördüklerine yani sanatsal yaklaşımı kabullenmedikleri anlamına gelmez. Sanatçı inandığını ya da inanmak istediğini eserine yansıtır. Bu da birilerinde yankı uyandırabilmektedir. Hatta bazı sanatçılar bunu bilinçli bir tablo haline getirebilmektedirler. Her eser sonuçta gerçeğin kendisinden yola çıkarılarak oluşmuştur.

Ölüm ve sonrası insanda hep merak uyandırmıştır. Çok ciddi bir merak içermesine rağmen topluma İslam inancı hakim olmasından dolayı sinemamızda ölüm ve sonrası tema olarak pek işlenmemiştir. Bunda inançların ortaya koyduğu net tutumlar ağır basmaktadır. Toplumun; inanç öğelerini taşıyan, ölüm ve sonrası temalı filmlere ilgi duymayacak düşüncesi sinemamızda ölüm ve sonrası ile ilgili filmler çekilmemesinde etkili olmaktadır.

Son dönemde sinemamız, artık hemen hemen her konuya dair filmler çekmeye başladı. Bu, sinemamızın gelişmesi açısından sevindirici bir durum olduğu kadar izleyici içinde çok seslilik demektir. Çok seslilik her zaman gelişimler için gereklidir. Ancak filmlere olan ilginin az olması şimdilik dezavantajlı bir durum.

Farklı bir senaryoyla fantastik(tür olarak bir yere oturtmak zor olsa da künyeyi baz alarak) tür örneğiyle yönetmenliğini ve senaryoluğunu yapan Korhan Uğur'un Öldür Beni filmi Ölüm sonrasını ele alan bir çalışmadır.

“Ozan ve Atilla, çeşitli köyleri gezip köy yaşantılarını ve yöresel yemekleri konu edindikleri bir televizyon programı hazırlamaktadırlar. Bir gün yolları Dikili'nin gizemli bir köyüne düşer. Bu köyde Emine Teyze'nin esrarengiz şerbetinden içen Ozan'ın hayatı birdenbire değişir.

Ozan yaşadığı değişikliğin ne olduğunu algılamaya çalışırken, birdenbire ölümsüzlüğe erdiğini fark eder. Ancak şerbetin diğer bir etkisi daha vardır: bu şerbetten içenler ne olursa olsun köyü terk edememektedirler. Şerbeti tatmamış olan Atilla, arkadaşını orada bırakır ve kaçar. Köyde yalnız başına kalan Ozan'ı teselli etme işi de köyün muhtarı Hulusi Dede'ye düşer.

Bir süre sonra Ozan'ın kız arkadaşı Duygu da köye gelir. Ne var ki, Ozan'ın ölümsüzlüğe kavuşmuş olması ve tüm yaşananlara bir anlam verememesi kafasını epeyce karıştırmıştır. Duygu da çareyi Ozan'ı terk ederek köyden kaçmakta bulur.

Ozan çok geçmeden köydeki tek ölümsüz kişinin kendisi olmadığını anlar. Köydeki herkes Emine Teyze'nin şerbetinden içmiştir ve ölümsüz bir hayata kavuşmuştur. Hulusi Dede, Ozan'a bu köyde yaşamanın bir fırsat olduğunu, kısa hayatta yapmak isteyip de yapamadığı her şeyi burada yapabileceğini anlatır. Köydeki herkes, yapmak isteyip de yapamadıklarını bir liste haline getirmiştir ve tek tek bunları yapmaya çalışmaktadırlar. Şimdi liste yapma sırası Ozan'a gelmiştir…”

Öldür Beni filminde, Korhan Uğur'un İzmirli olması nedeniyle, İzmir Dikili bölgesi mekân olarak kullanılmıştır. Film 250 bin TL bütçeyle otuz kişilik bir ekiple 16 günde çekilmiştir.

Filmin açılış sahnesinde yaşlı bir kadını kurumuş bitkilerle görüyoruz. Odanın duvarlarının; kurumuş soğan, sarımsak vb bitkiler asıllı görüntüsü bize gerilimi anımsattığı gibi bir büyü yapma düşüncesini de uyandırmaktadır. Ozan ve Atilla'nın ıssız köye gelişlerini takiben Emine Teyze'nin evine gidişi ve orada yaşananlar gerilim düşüncesini pekiştirmektedir. Ancak filmin ilerleyen bölümlerinde gerilim yerini gizeme, korkuya ve komikliğe bırakmaktadır. Film bu dörtlü arasında gidip geliyor. Yönetmen tür olarak neye karar vereceğini bilememiş. Bu duruma oyuncuların yetersizliği de eklenince amatörce bir durum ortaya çıkmıştır.

Film konusu itibarıyla ilginç olsa da içerik eksikliğiyle dikkat çekmektedir. Çünkü böyle ilginç bir konu için felsefi bir alt yapının olması gerekmektedir. Film boyunca böyle bir şey göremiyoruz. Sadece birkaç beylik cümleyle durum kurtarılmaya çalışılmıştır.

Ozan'ın köyde başıboş dolaşmasından, diğer köylülerle olan ilişkisine kadar oyunculuğu sırıtmaktadır. Atilla'nın zoraki komiklikleri de çok fazlasıyla yapay kalmaktadır. İtici bir durum haline gelmektedir. Emine Teyze'nin tuhaflık ve gerilim atmosferi oluşturan durumu fazlasıyla zoraki bir duruştur…

Öldür Beni, genel düşüncesi ölümden sonra insanların dünya da yaşayamadıkları, yarım kalan işlerini tamamladıkları yer üzerine kurgulanmıştır. Köyde yaşayanlar orda bulunma nedenlerini bilseler de Ozan bir türlü olaya vakıf olamıyor. Oldu dediğimiz zamanda bile hala sırf ortamı germek adına olmayacak davranışlara girmektedir. Ozan'ın köyde bulunma amacı için muhtar kendisine rehber olmaktadır. Diğer hiç kimseye rehber olunmazken Ozan'ı özel yapan nedir onu çözümlemek zorlaşıyor. Zaten Ozan köydeki durumunu çabuk kabulleniyor. Fazla sorgulamıyor. Klasik bir iki tuhaf koşuşturması dışında arayışa pek girmiyor. Hatta elinde arada bir beliren bira kutusu üzerinde bile düşünmüyor. Tuhaflıkları sorgulamayan bir hal içine girmektedir. Öyle ki elinde belirdiği zaman biradan bir yudum olacak kadar olmayacak bir davranışta bulunuyor.

Ölümden sonra yani Tanrı'ya varmadan önce herkesin dünyada yaşayamadıklarını yaşama fırsatı sunulan köyde herkes yapmak isteklerinin listesini çıkarmaktadır. Ozan da liste yapıyor. Ama akıllara zarar bir şekilde yapmaktadır. Ölmüş olan Ozan, sevgili ve çocuk istemekte, tenis oynamayı planlamaktadır. Ölümsüz bir ölümlü gibi düşünmektedir. Ve istedikleri elle tutulur bir içeriğe sahip değildir. Basit ve yüzeysel bir arayışın içine girmektedir. Film tıkanma noktasını aşmak için Ozan'ı sürekli dünya da kalan aşkına götürüp getirmektedir. Ozan farkında olmadan asıl tamamlaması gerekenin yani eksik olan kısmının sevgilisi olduğunun farkında değildir. Sevgilisine kavuştuktan sonra da Tanrı'ya gitmektedir.

Ölümsüz biri ne yapar, nasıl yapar sorunusun ele alındığı Öldür Beni de kahramanımız şaşkındır. Canı sıkılmaktadır. Zamanını nasıl geçireceğini bilememektedir. Köyde öylesine gezinmelere çıkmaktadır. Bu köy gezmelerinde (sevgilisiyle gezerken de) iki kadın sürekli dere kenarında çamaşır yıkamaktadır. Bazı kadınlar ise ekmek yapıyorlar. Bazı kadınlar pamuktan ip yapmaktadırlar. Şimdi ölümsüz olan bu insanlar dünyada bunları yapmak istemişlerde yapamamışlar ya da dünya da eksik yarım bıraktıkları işleri bunlar mıdır? Hem de bunlar köylü kadınlarken. Dört adamın sürekli okey oynadıklarını da unutmamak lazımdır. İnsanların isteklerini bu kadar basite indirmeye ne gerek vardı. Bu insanlara daha farklı misyonlar yüklenebilirdi. Sadece muhtarın 150 yıldır kitap yazması dışında insanların ölümsüz dünyada beklentileri yok. Film insanın tutkuları ve hayattan beklentilerini çok fazla ucuzlaştırmıştır. Ve köylü insanıyla şehirli insanın isteklerini karşılaştırdığında köylü insanı küçümseyici bir tavır çıkmaktadır.

Korhan Uğur'un özensizce hazırladığı senaryo, sırf film çekmek olsun diye hazırlanmış izlenimi vermektedir.

Ozan'ın derede kendini boğmaya çalışması tam bir hayal kırıklığıdır. Sözde bulanık suda kendini öldürmeye çalışan Ozan'ın suyun içindeyken suyun hareket etmemesi, balıkların kaçışmaması, filmin üzerinde çalışılmadığının somut örneklerinden biridir. Diğeri de Ozan'ın kendini ağaca astığı sırada boynundaki ipin gevşemiş olduğunun hemen fark edilmesidir…

Filmin başında caminin bir korku teması olarak kullanılması enteresandır. Hiç neden yokken camiden korkmalarının altındaki mantık anlaşılamıyor. Minareye korkarak tırmanması, depremde ilk önce minareler yıkılır, minareler neden tek kişilik yapılır sanki gibi düşünceler camiye yönelik olumsuz bakış açılarını içermektedir. Ortada bir harabe görüntüsü olsaydı, zifiri bir karanlık olsaydı durum biraz anlaşılır olurdu. Ama orta da korkmayı gerektiren bir durum yokken sırf gerilim yaratmak adına minareyi kullanmak bana anlamsız geldi.

Aşk ölümsüzlerin de peşini bırakmıyor. Ozan sürekli sevgilisini hayal etmektedir. Hatta sevgilisi kendisini ziyaret ediyor. Köy gezintisi yapıyorlar. Doğrudan verilmese de cinsel beraberlik yaşıyorlar. Ve hayatlarının en güzel anısı olarak kayda geçiyor.


Yine arada bir gerilim yaratmak adına tuhaf seslerin kulakları sağır etmesi ve bir köşeye saklanmaları, gözlerin açılmaması ölümsüzleri ölümlü gibi gösterirken, ölümlü düşüncelerin ölümsüzken de devam ettiğini anlatmaktadır. Bunu; Tanrının işine karışılmaz diye arada bir vurgular yapılması dinin tabularının dolaylı ifadesinden başka bir şey değildir. Sorgulama, kabul et düşüncesine eleştiri vardır.

Ozan'ın bir cezası da arada bir elinde bira kutusunun belirmesidir. Ancak diğer köylülerde ölümlerine neden olan nesnelerle ilişkiyi göremiyoruz. Sadece elinde testiyle ayran taşıyan kız haricinde tema genelleştirilmemiştir.

Ozan'ın yarım kalan sevgilisidir. Ancak sevgilisi yanına gelince sevgilisinin yarım kalan işlerini göremiyoruz. Sevgilinin, Ozanın yanına gelmesinden sonra Tanrı'nın yanına gidiyorlar. Demek ki kadının varlığı erkeğe bağlı kalmaktadır. Erkeğin istediği kadındır. Ama kadının istekleri göz ardı edilmiştir.

Son olarak okey oynayan adamların birbirine durmadan kurşun yağdırmaları anlamsızlığı kadar Atilla'nın gece kapıyı çalması, Ozan'ın Atilla gelmiş deyip arkasına bakıp da kimseyi görmemesinin anlamsızlığı kadar birçok bölümün gereksizliği de ortaya çıkmaktadır.

Öldür Beni, dediğimiz gibi konusu farklı ama işleyişi itibariyle özgün olamayan bir yapımdır. Keşke böyle senaryoların üzerinde daha fazla çalışılsa ve iyi bir bütçeyle, iyi oyuncularla çekilse de ortaya dolu dolu bir film çıksa.

Osman Tatlı

Suskunsinemayazilari@hotmail.com

Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter