Popüler Sinema

Paylaş
Tarih - 14 Mayıs 2014 Çarşamba - 1050 kez okundu

İklimler

İLİŞKİLERDE İKLİM YAPAYLIĞI

Kadın erkek ilişkileri beklentilerin kurbanı olma yolunda ilerliyor. İki farklı dünyadan, iki farklı yürekten ve farklı coğrafyalardan gelip, yola çıkanların aralarındaki, beklenti sınırlarını kaldıramamaları felaketleri oluyor. Çünkü coğrafyalarda iklimler farklı yaşanır ve kendine özgü bir örtüsü vardır. Bu örtü her zaman başka örtüleri diğerinin üzerine atar. Kendine benzetme, kendi istediği gibi olmaya zorlama, kendinden taviz vermeden kendini kabullendirme… Kadın sessizce, erkek doğrudan saltanat peşinden koşar. Tahtı ortak paylaşmak iki tarafın aklının ucundan bile geçmez. Coğrafi iklimlerin uyumu da böylece sürekli bozulmuş olur.

İlişkileri bekleyen en tehlikeli şey beklentilerdir. Beklentiler ilişkilerdeki saygıyı, hoşgörüyü ve erdemi öldürür. Ayrıca, beklenti tek taraflı bir sözcüktür. Kadının ya da erkeğin istediğini yaptırma isteğinin yüzeye çıkmasıdır. Beklenti, menfaat renginin koyulaşmasıdır. Beklenti, karşı tarafı önemsememedir. Beklenti, tek tarafın kendini merkeze almasıdır. Beklenti, paylaşımın, konuşmanın, hak vermenin, özür dilemenin, şeffaf olmanın önündeki engeldir. Beklenti, geçici heves ve arzuların öne çıkışı ve ona göre kısa vadeli anlamlar yüklenmesidir. Beklenti, karşı tarafı ciddiye almamaktır. Beklenti, ilişkiyi bitirmek için zemin hazırlamaktır. Beklenti, karşı tarafı istemediği halde kuşatma altına almaktır. Beklenti, karşı tarafı elde etmek için uğraşmamaktır. Beklenti, karşı tarafı kaybetmeyi göze almaktır. Beklenti, yolların ayrılışını göze almaktır. Son olarak beklenti, kendini haklı çıkarmak için oluşmuş savunma mekanizmasıdır.

Dolaysıyla ilişkileri ayakta tutmanın öncelikli yolu beklentiyi ortadan kaldırmaktır. Ve karşı tarafı olduğu gibi kabullenip, eksileri ve artıları ile yola devam etmektir. Böylece kadının hayatında erkeğin, erkeğin hayatında kadının ne anlam ifade ettiği ortaya çıkar. Eğer iki tarafın birbiri için ne anlam ifade ettiği, birbirlerinin hayatını nasıl, ne kadar etkiledikleri bilinirse, ilişkinin önemi ve değeri de ortaya çıkar.

İlişkilerin çözülme nedenlerden biri de duygularla hareket etmektir. İlişkiyi akılla değil, duygularla yönlendirmek tıkanmaya neden olur. Duygular çabuk karar vermenin nedenidir. Karar verirken de çok yönlü bir değerlendirmenin içine girmezler. Duygular tepkisel davranır. Ve öç almayı severler. Duyguların kinci yapısı insanın çabuk harcanmasına yol açar. Böyle duygular egolarını tatmin eder. Böyle durumlarda kontrol mekanizmasını duyguların elinden almaktır. Duygusal anlarda karar vermemektir.

İlişkilerde hataların büyük bir kısmı başlangıçlarda yapılmaktadır. İlişkiyi başlatırken yapılan tercihin rast gele olması, ilkelerin olmaması, temelin yanlış atılmasıdır. Çoğu kere ilişkileri kontrolsüz başlatırız. Geçici ve yüzeysel nedenlerle başlar. Sonra deneme-yanılma tahtasına dönüştürülür. Zaman ilerledikçe ilişkiler sorgulanmaz. Kendi haline bırakılır. Ta ki ilişki tıkanana kadar bu durum devam eder. Tıkanınca da hemen işin içinden sıyrılıp, başa dönülür. Alınan yanlış kararlara, yapılanların yetersizliğine atıflarda bulunulur. Daha temelin atılışında sağlamlılık aramayanların, ilişkilerin sonunda yakınmalarının hakkı da yoktur. Yakınmalar, pişmanlıklar, acılar, keşkeler, hayaller boşunadır. İlişkinin yeşertilmesi zor, korunması güç ama soldurması kolaydır. Çoğu insan ilişkinin yeşerme dönemini sever. İlişkiyi koruma döneminde umursamaz olunur. Kaybetme döneminde hüzünlü, cesur görünümlü zavallılığı oynar. Sonuçta ilişkilerde olup bitenler kendi ellerimizle yoğurduklarımızdır.

İlk günde farklı kimlikle başlatılan ilişkiler, sonrasında farklı bir kimlikle devam eder. Ve farklı bir kimlilikle korunmaya çalışılır. İşte bundan dolayı modern ilişkiler yok olmaya mahkûm hale gelmektedir.

İnsanların çıkmazlarından olan ilişki, sanatın bütün dallarına konu olmuştur. Sinema da bu önemli konuyu sürekli malzeme olarak kullanmaktadır. Sinema sektörü ilgi toplamak ve toplumun bir parçası olan ilişkileri yansıtma üzerine üstüne düşeni fazlasıyla yapmaktadır. Bu yansıtma kimi zaman yönetmenin; kimi zaman kitaplardan, kimi zaman da yaşanmış olaylardan esinlenerek şekillendirmesiyle oluşur. Bu yansımalardan biri de üç yıl önce "Uzak" filmi ile dünyanın en itibarlı ödüllerinden biri olan Altın Palmiye'de ikinci olarak "Jüri Büyük Ödülü'nü" ve "En İyi Aktör" ödülünü kazanan, Nuri Bilge Ceylan'ın Cannes film festivalinde Fipresci ödülü alan filmi "İklimler"dir.

İklimler, Nuri Bilge Ceylan'ın dördüncü filmidir. Nuri Bilge Ceylan, başrolünü eşi Ebru Ceylan'la paylaştığı filmde kadın erkek ilişkilerini anlatır.

Filmin konusu kısaca şöyle: "Film, akademisyen olan ve fotoğrafçılıkla uğraşan İsa ile artık aralarındaki ilişkilerin bitmeye yüz tuttuğu sevgilisi Bahar'ın ayrılmasıyla sonuçlanan bir tatille başlar. Sonrasında İsa İstanbul'a döner. Bahar ise dizi çekimi için Ağrı'ya gider. Bahar filmin final sahnesine kadar filmde görünmez. İsa ise zaman zaman birlikte olduğu Serap'la görüşür. Ve Serap'tan Bahar'ın Ağrı'da dizi çektiği bilgisini alır. İsa Ağrı'ya giderek, Bahar'la ilişkilerinin hesaplaşmasını yapar."

Görüldüğü gibi filmin çok uzun ve karışık bir konusu yok. Kahramanlarımız film boyunca çok nadir konuşuyorlar. Filmin görselliği fena sayılmazken, kahramanların nadir konuşmaları çok zorlama ve yapay kalmıştır. Bu yüzden olsa gerek konuşmalar izleyene çok itici gelmektedir. Konuşmalar hem filme hem oyunculara yapay bir hava veriyor. Gerçi Nazan Kırılmış dışında kalan oyuncular amatörler.

Ceylan, filmin özellikle Türk toplumunu yansıtma gibi bir durumu olmadığını, bu filmin kendisinin kadın erkek ilişkisini nasıl değerlendirdiğini gösterdiğini söylüyor. Ceylan'a sormak lazım kadın erkek ilişkisi gibi önemli bir konu da toplumu yansıtmayan bir film çekmenin mantığı nedir? Peki Türk toplumunu yansıtmıyorsa hangi toplumu, hangi sınıfı ve hangi insanları yansıtmaktadır? Sorularının cevabını bulamıyoruz.

İklimler, başarısız bir ilişkiyi konu ediniyor. Görünürde İsa ile Bahar arasında sorun yok. Sadece İsa'nın başka bir kadınla beraber olduğunu öğreniyoruz. İsa durup dururken neden başka kadınlara gidiyor? Bahar'la ne alıp veremediği vardır. Neden ikili arasında paylaşım yok. Neden oturup, konuşmuyorlar? Hiçbir şeyin cevabı yok. Suskun bakışlarla ayrılık cümleleriyle konular geçiştirilmiş. Film boyunca ilişkinin neden bozulduğunu bilemiyoruz. Hoş bozulan ilişkiyi düzeltmeye çalışan kimse de yok. Sadece kendilerine zaman isteyerek, ilişkiyi gözden geçirmek için ilişkiye ara veriyorlar. Ama bu ayrılıkta bir sorgulama yok. İsa hemen diğer kadına gidiyor. Anlaşılan İsa'nın ilişkiyi önemsediği falan yok. İsa'nın hayatında kadın cinsel bir nesne. Canı istediği zaman kadınların peşinden koşuyor. Alacağını aldıktan sonra ise kayıplara karışıyor. Bir akademisyenin çapkınlığı ve sevgilim var imajı çiziliyor. Ceylan, ilişkilerdeki yabancılaşmaya değinse de bunu soyut karelerle gösterme uğraşı başaralı olamıyor. Soyut inceleme filme durgunluk vermiştir. Filmde batı tarzı bir ilişki dışında bir şey yok. Seyircinin kendisini bulması, bunu toplumun somutlaştırması zordur. Seyirci filmin konusuna ve filmdeki yabancılaşmaya yabancı kalacaktır.

Filmin abartıldığı kadar iyi olmadığı ortada. Beyazperde de sıkıcı, bunaltıcı dakikalar sizi bekliyor. Buyurun, karar sizin.

Osman Tatlı

e-posta-msn: suskunsinemayazilari@hotmail.com

Film: İklimler

Yapım: 2006 Fransa ~ Türkiye

Tür: Dram, Psikolojik

Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan

Senaryo: Nuri Bilge Ceylan

Oyuncular: Ebru Ceylan, Nuri Bilge Ceylan,

Nazan Kesal, Mehmet Eryılmaz,

Arif Aşçı, Can Özbatur, Ufuk Bayraktar,

Fatma Ceylan, M. Emýn Ceylan


Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter