Popüler Sinema

Paylaş
Tarih - 14 Mayıs 2014 Çarşamba - 1122 kez okundu

Dondurmam Gaymak

DONDURMANIN TADI ADINDAN DEĞİL,

MALZEMESİNDEN ANLAŞILIR

Beyaz perde için çekilen filmin kimliği önemlidir. Filmin neyi anlattığı, mesajların en güzel şekilde yerini bulması ve temsil ettiği kültürün en iyi şekilde yansıtılması gerekir. Film toplumdan ve insanından kopuksa verilen mesaj üzerinde yoğunlaşamıyorsa, filme dağınıklık hakimse yönetmenin seyirciye ulaşması zordur. Karelerin vermek istediği mesaj heba olacaktır. Öyleyse filmlerin hem teknik hem kültürel kimliğinin netleşmesi gerekir. Filme kimlik kazandırılmadığı zaman filmin varlığı ve hissettirdikleri suyun üzerindeki köpük gibi kalır.

Filmlerde ana mesaj kadar onun etrafındaki açılımlarında iyi temellendirilmesi gerekir. Bu temel iyi bir konu kadar, konun işleyiş tarzı ile de alakalıdır. Karakterlere göre oyuncuların seçimi, yan karakterlerle uyumlu oluşu senaryoya güç katacaktır. Yan karakterlerin merkezde yer alan olay ile iletişiminin tutarlı olması gözden kaçmaması, dikkat edilmesi gereken bir konudur…

Bütün bunları "Bir Ege Geyiği" sloganıyla Oscar adayı seçilen, Adana Film Festivalinde jüri özel ödülü ile Halk jürisi özel ödülüne aynı anda alan ve en iyi erkek oyuncu ödülünü alan, bütün oyuncuların Muğlalılardan oluştuğu Yüksel Aksu'nun yönetmenliğini yaptığı ve senaryosunu hazırladığı "Dondurmam Gaymak" filmi için söyledim.

Seyredenler ve seyretmeyenler için filmi kısaca hatırlatalım: Küreselleşen dünya ekonomisi karşısında çaresizce çırpınan küçük esnafın, eski tarz teknikle üretim yapıp, satan bir dondurmacının traji-komik hikâyesini anlatan bir film. Yıl 1995. Ege'nin küçük bir kıyı kasabasında babadan kalma mesleği doldurmacılıkla geçinen Ali Usta, büyük dondurma firmalarının karşısında durabilmek için banka kredisiyle küçük bir motosiklet alır. Bu motoru dondurma satmaya uygun bir şekilde römork ve benzeri aksesuarlarla donatır. Yakın çevresi bu durumu alaycı ve sitemkâr bir tavır ile karşılar. Satış yapmak için yola koyulduğu bir gün, Ali Usta'nın motoru ve dondurma yüklü römorku çalınır. Deliye dönen Ali Usta, olayı büyük dondurma şirketlerinin kendisine karşı bir planı olarak algılar. Oysa hırsızlar, dondurmaları afiyetle yiyen bir çocuk çetesinden ibarettir.

Amatör oyuncularla iddialı bir yapım olan Dondurmam Gaymak, yapaylıktan uzak, şivesiyle, yaşam tarzıyla, ilişkileriyle karşımıza çıkıyor. Filmde, bizim insanımız, bizim imamımız, bizim taşramız, bizim komünistimiz, bizim çocuklarımız ve bizim camimizle güzel bir bütünlük yakalamış.

Yüksel Aksu bir röportajında, sloganlarından birinin " herkes sinema yapabilir, ikincisi herkes oyuncu olabilir. Herkes kültür ve sanatla uğraşabilir"… "Türkiye ve dünyada şiiri sadece yazar, şarkıyı sadece şarkıcılar söyler, oyunu sadece oyuncular oynar. Fıkrayı sadece fıkra uzmanları anlatır. Siyaseti sadece stratejisiler ya da bir takım enstitülere bağlı bacak kadar çocuklar yapar. Yani hayatta insanlar işi ve uzmanlığı dışında hiçbir şey yapamaz ve konuşamaz gibi bir genel algı var. Hedeflerimizden biri bunu kırmaktı." Diyor. Bu anlayışla olsa gerek filminde tanıdık, ünlü oyuncu ve manken kullanmamış. Belediye ve cami hoparlörlerinden, yerel televizyonlardan anonslarla filmin çekileceği duyurulmuş. Filmde ünlüler, yıldızlar, mankenler olmadığı için büyük sermayeden destekleyici bulunamamış… Kısaca film imece usulüyle birçok zorluklarla çekilmiş.

Filmin senaryosu basit olduğu kadar, dağınık yazılmış. Merkeze birçok konu alınmış. Ve bu yan temaları konuyla bütünleştirmek güçleşiyor. Örneğin: camide imamın çocuklara Kur'an ve dini bilgileri öğretmesi. Gusül abdestinin neden alınması gerektiği konusunu anlatması, iki çocuğun platonik aşkı, İki kardeşin kavgası, sahilde iki satıcının varlığı, karakolda Ali Usta'nın Yılmaz Güney'den bahsetmesi gibi olayların filmin büyük sermayelere karşı yerel bir kanala reklam vererek mücadele veren Ali Usta'nın mücadelesi ile bağlantısını kurmak zor.

Hele açıktan veya dolaylı olarak bir partinin afişinin ve isminin verilerek reklam yapılması filmde yanlı ve seyirciye ideolojik adresler sunan kareler sunulması nasıl yorumlanır bilemiyorum. Her ne kadar sol söylemin çilingir sofrasında olması, ezan sesine komünist gencin verdiği tepki, halk tarafından hoşnutsuzlukla karşılansa da belli bir parti adı verilmeseydi daha iyi olurdu. Gelişme sadece ideolojik bir slogan olarak kalırdı.

Filmin vermek istediği mesajı ilk dakikalarda anlamak zor. Ancak filmin ne demek istediğini anlamak için hayli beklemek gerekiyor. Bu yönüyle senaryosunun sağlam olmadığı açık. Film ilerledikçe senaryonun kopukluğu ve eksikleri gün yüzüne çıkıyor. Hele Ali Usta'nın köylere dondurma satmak için dolaşması, onu takip eden bisiklet çetesinin takibi çok uzatılmış. Olayın uzun sürmesi seyirciyi bunaltıyor. Ne zaman bu sahne bitecek izlenimi veriyor. Ayrıca Ali Usta'nın motosikleti çalındıktan sonraki agresif davranışları gereksiz sahnelerle uzatılmış, aynı tepkilerin sürekli tekrarı arka arkaya gelmesi de filmden uzaklaşmayı tetikliyor.

Filmde dine karşı ironi yaklaşımı periyodik olarak karşımıza çıkıyor. Ali Ustanın motosikletinin çalınmasından sonra başına gelen belanın temiz olmayışına bağlayarak akarsuda yıkanması, cami imamının gusül abdestinin neden alınması gerektiğini anlatması ve çocukların muzipçe soruları ve gülüşleri dine ironi yaklaşımlarının örneklerinden birkaçı. Tabii bütün bunlar bize Aziz Nesini hatırlattırıyor.

Film birçok şeyi eleştirme çabası içine girmiş adeta. Bunlardan biri de televizyon ve onun gücünü mercek altına almasıdır. Ali Usta, diğer büyük markalar karşısında bu kadar az satış yapmasının tek nedeni olarak medyayı ve reklamları sorumlu tutuyor. O'na göre, eğer o da biraz reklam yaparsa ve medyayı kullanmayı başarırsa, daha çok satış yapacaktır. Onun için Ali Usta'da reklamın gücünü kullanmak için yerel kanala reklam veriyor. Tabii eleştiri mantığı gereği Ali Usta büyük markaları yaptığı işte dürüst olmamakla suçluyor. Reklamın tüketiciyi yönlendirme konusundaki gücünü kimse inkâr edemez. Reklam kapitalist kültürün ürünü olsa da günümüz dünyası reklamsız da olamaz. Önemli olan tüketicinin doğru kanalize edilmesidir.

Kısacası Dondurmam Gaymak'ın sinemasal açıdan çok kaliteli ve başarılı olduğunu söylemek zor. Diyaloglar ve işitsel yapısı görselliğe göre ağır bassa da içten bir anlatımı var. Sonuçta küçük paralarla büyük işler yapmak zor. Yine de dondurmanın tadı adından değil, malzemesinden anlaşılır.

Osman Tatlı

e-posta-msn: suskunsinemayazilari@hotmail.com

Film: Dondurmam Gaymak

Yapım: 2006 ~ Türkiye

Tür: Dram, Komedi

Yönetmen: Yüksel Aksu

Senaryo: Yüksel Aksu

Müzik: Babazula

Oyuncular: Turan Özdemir,

Gülnihal Demir, İsmet Can Suda,

Ulaş Sarıbaş, Canberk Zaifoğlu


Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter