Popüler Sinema

Paylaş
Tarih - 13 Mayıs 2014 Salı - 1018 kez okundu

Özgürlüğün Çığlığı

Malcolm X, babası Ku Klux Klan tarafından öldürüldü. Beyaz kadın ticareti yaptı. Gençliği serserilik ve hırsızlık yaparak geçirdi. Hırsızlık yapmaktan tutuklandı. Hapishanede Elijah Muhammed’in öğretisiyle tanıştıktan sonra siyahların karizmatik lideri oldu. 1967’de vereceği konferansın kürsüsünde suikastçıların mermileriyle delik deşik oldu. Yaklaşık yirmi beş yıl sonra Alex Haley Tarafından yazılan biyografisi filme çevrildi. Bu karizmatik liderin hayatını Denzel Washington canlandırdı.

Hindistan’ın milli ve dini lideri olan Gandhi 1869’da doğdu. Londra’da hukuk öğrenimi gördü. İki yıl Bombay ve Rackot kentlerinde avukatlık yaptı. I. Dünya Savaş sırasında İngilizlere asker topladı. Ancak 13 Nisan 1919’da Amritsar’da geçen kanlı olaylardan sonra İngilizlere kesin olarak cephe aldı. İngiliz sömürgeciliğine karşı Hint milli hareketinin 1919-48 yılları arasındaki en önemli lideri oldu. Yabancı ürünleri boykot, sivil itaatsizlik gibi eylemler gerçekleştiren Gandhi ayaklanmaya ve ulusal kurtuluş için savaşa karşı oldu. 30 ocak 1948’de radikal-milliyetçi bir Hintli tarafından gerçekleştirilen bir suikastla öldürüldü. Yıllar sonra “Gandhi bir /Öz Yaşam Öyküsü” biyografisi, yönetmen Richard Attenborough tarafından sinemaya uyarlandı. Ve 8 dalda Oscar ödülü aldı.

Alanlarında başarılı çalışmalara imza atan Denzel Washington ve Richard Attenborough’u bir araya getiren ve Denzel Washington’a 1987 yılında en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Oscar ödülü getiren “Özgürlük Çığlığı” filmi oldu.

Özgürlük Çığlığı, gerçek bir öyküden uyarlanan bir yapım. Güney Afrika’nın ırkçılığı teslim olduğu 1970’li yıllarda bağımsızlık için mücadele eden siyahi lider Stephen Biko’nun ve onunla tanışıp, gerçekleri öğrendikten sonra ateşli bir kampanya açan gazeteci Donald Woods’un hikayesi anlatılıyor. Etkileyici bir özgürlük destanı olarak tanımlanan film, izlenmesi gereken bir yarı-klasik.

Film, bir gece kondu kampındaki günlük-rutin görüntüleri ile başlıyor. Siyah-beyaz fotoğraf karelerin görselliği zenginleştirdiği siyah insanların içinde bulunduğu insanlık dışı dramatik görüntülerin polisin kampı basmasıyla bozuluyor. Polis, yaptığı baskınla çocuk, ihtiyar, kadın, genç dinlemeden önüne geleni copluyor, dövüyor ve kadınlara tecavüz ediyor. Sonra bütün baraka evler dozerle yıkılıyor. Bu baskın nedeni ise, siyahi öğretinin önde geleni, yasaklı bölgede bulunması gereken Stephen Biko’nun orda olduğu sanıldığından yapılıyor.

Biko, siyahların özgürlüğü için mücadele eden, beyazların siyahlara yönelik politikasını eleştiren, siyahların uyanışı ve eğitimi için uğraşan bir aydın. Düşünceleri Güney Afrika Yönetimi tarafından zararlı bulunduğundan yasaklı bir aydın. Bu yasak, onun sürekli sivil polis tarafından izlenmesi, evinin dinlenmesi ve bir kişiden fazla kimsenin kendisine yaklaşmasının suç teşkil ettiği bir yasak anlayışı. Bunlara rağmen Biko bir yolunu bulup, toplantılara ve sosyal aktivitelere devam etmeye çalışıyor. Yine bu toplantıların birim giderken, yolda yapılan bir aramada yakalanıyor. Hapis ediliyor. Yapılan işkencelere dayanamayan Biko, hastaneye kaldırılırken yolda ölüyor.

Biko’nun düşünceleri ve öğretisini merak eden; gazeteci Donald Woods, Biko tanışıyor ve Ondan etkileniyor. Siyahi toplama olan bakışı ve hükümete yönelik tepkileri değişikliğe uğrar. Zaman ilerledikçe beyaz ve siyah adam dost olurlar. Doğruları görmeye başlayan, siyahların mücadelesine destek veren Donald, baskılara uğrar. Daha sonra da yasaklı olur.

Film, iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde, Biko’nun mücadelesi ve öğretisinin önemi üzerinde duruluyor. Ve siyahi mücadeleyi savunanlara ve Biko’ya yapılan baskılar konu ediliyor. İkinci bölümde ise, Donald’ın yasaklı oluşu ve Biko’nun hayatını anlatan çalışmasını yayınlatmak için ailesi ile Güney Afrika’dan kaçışını konu ediyor.

Film, yaşanan bir öykünün uyarlanmış olması, dikkatleri daha fazla üzerine çekiyor. Biyografilerin sinemaya uyarlanması diyalektik ve didaktik yönleri daha çok ön plan çıkarıyor. Dolaysıyla konuşmalar duyguların ve düşüncelerin aynası durumda. Konuşmalar, kendilerini dinlemeyen, muhatap kabul etmeyen, siyahların nasıl yaşadığını umursamayanlara ulaşmak için düşüncelerin dile gelişi ve doğruların gün yüzüne çıkarma gayreti var. Böyle olunca filmde duygusallığın insanı sardığı, kucakladığı bol bol sahneler var. Hele Biko’nun cenaze töreninde yaşananlar insanı derinden etkiliyor. Hüzünlendiriyor.

Özgürlük Çığlığı, insanca yaşamak isteyenlerin haklarını talep etmesiyle maruz kaldığı adaletsizliği konu ediniyor. İçinde yaşadıkları zor yaşam koşullarından kurtulmak isteyenlerin, hayattan fazla beklentisi olmayanların, sadece okumak, çalışıp, kimseye muhtaç duruma düşmek istemeyenlerin sırf renklerinden dolayı baskıya, zulme reva görülmesini anlatıyor. Özgürlük çığlığı, haklarını talep edenlerin, çocuk, yaşlı, kadın demeden işkenceye ve kurşunlara maruz kalışını anlatıyor. Özgürlük Çığlığı, haksızlığı dillendirdiği ve bunu söyleyenin beyazda olsa bu dünyada yaşama hakkının olmadığını vurguluyor. Özgürlük Çığlığı, birilerinin rahat yaşamı için, feda edilen binlerce masum insanların başına gelenlerin resmi. Özgürlük Çığlığı, medeniyetin ortasında kanayan bir yaraya parmak basıyor. Özgürlük Çığlığı, sosyal haklarını talep eden kurumların hükümetler tarafından baskılarla darma dağınık hale getirilişini hikaye ediyor. Ve en önemlisi, Özgürlük Çığlığı, insanların kurtuluş mücadelesi verenlerin yaşadıkları acılarının, gözyaşlarının ve haykırışlarının sesidir.

Osman Tatlı
osmantatli@gmail.com

Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter