Popüler Sinema

Paylaş
Tarih - 12 Mayıs 2014 Pazartesi - 1579 kez okundu

Yılmaz Güney’in Önemi

Yılmaz Güney, sinemaya halkı getirmiştir. Türk gerçekçi sinemasında eksik yanlarıyla var olan gerçekçilik çizgisini bütün boyutlarıyla gerçekleştirmiştir. Geleneksel anlatı kalıplarının dışına çıkmış,özgün öyküleme tekniklerini yaratmıştır. Türk sinemasında epik yaratmış ve diyalektik bakış açısını oluşturmuştur. Filmlerinde, içerik düzleminde, bireysel çıkışların başarısızlıkla sonuçlanacağı, ancak kitlesel bilincin dönüştürücü güce sahip olduğu vurgulanmaktadır. En önemlisi de yapıtlarıyla, verili gerçekliğin çarpıklığını göstermiş ve verili olanı-alanı dönüştürmek için seçenek yaramıştır.

Yılmaz Güney, sinemada öncelikle siyasal mesajıdeğil, anlattığı insan için izlenir. Bu nedenle de Yılmaz Güney, Türk sinemasında epik oluşturabilmiş tek yönetmendir. Evrenselliği de buradan doğar[1].

Türkiye Kürtlerin sinema sevgisi Yılmaz Güney’le başlar. Güney Sadece bir film sunmaz Kürtlere, bir hayat ve ruh da sunar. Onun gibi saçını taramak, onun gibi yürümek, onun gibi konuşmak, onun gibi susmak, kısaca filmin bir karesinden çıkıp o olmak. Öyle ki seksen darbesiyle cezaevine giren pek çok kimse niçin devrimci olduğunu anlattığında iki şeyin altını çizmiştir: Yılmaz Güney’in filmleri, Şivan Perwer’in kasetleri. Bunu Kürt meselesi bağlamında söyleyecek olursak, Kürtler gördüklerine ve duyduklarına itimat etmişlerdir.

Metin Erksan’dan yıllar sonra ilginç kişiliği ve filmleriyle Türk sinemasının yurt dışında da tanıtan Yılmaz Güney, Kemal Tahir’in deyimiyle bir halk sanatçısıydı. Gerçekten halkın bağrından çıkmış,halka dönük kişiliğiyle önce kendi ülkesinde kendini sevdirmiş, ardından Batı’da da Türk sinemacısı olarak büyük bir hayranlık uyandırmıştı. Onun hakkında tanımadığım fakat hayran olduğum bir sinemacı diyen Elia Kazan, Güney’i ve sinemasını dikkatle izlemiş, sonra da tanışıp onunla dost olmuştu. Yılmaz Güney, Paris’te Duvar’ı çekerken, onu birkaç kez film setinde ziyaret etmişti.

İstanbul Sinema Günleri nedeniyle ülkemize gelen Saraybosnalı Yugoslav yönetmen Emir Kusturica’ya sorulduğunda, kendisi hatırladığı Türk filmleri olarak Yol, Sürü ve bir de Ağıt adını sayar Kusturica.



[1]Hasan Bülent Kahraman, “Yılmaz Güney Sineması Hakkında”, Radikal, 4 Şubat 2000

Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter