Popüler Sinema

Paylaş
Tarih - 06 Mayıs 2014 Salı - 1278 kez okundu

Metro Manila

Metro Manila: Bir Kapıdan Açlık Girdi mi! Namus ve Şeref Diğer Kapıdan Çıkar

 

Sinema hayatı okuma sanatı olarak, işini çok güzel yapıyor. Hayatı okumanın görsel boyutunun insana kazandırdıklarına hayran olmamak elde değil. Görselliğin, insana sunduğu mucizevî yönünden faydalanmak gerek. Ancak Türkiye’de maalesef sinemanın mucizevi yönünü göremeyecek kadar körleşmiş durumda…

Sinemanın topluma ayna oluşunu Türkiye sineması neden becerememektedir? Sorusunu ister istemez sormak gerekiyor. Türkiye sineması her şeyden önce ülkesine yabancı ve düşmandır. Türkiye sineması topluma ayna olup, yapıcı işler yapacağına aksine toplumu çözümlemek adına bütün imkânlarını kullanmaktadır. Toplumuyla barışık olmayan sanatçılar ve yönetmenler sadece kendi çıkarlarını gözeterek, Avrupa’ya yaranma derdinler.

Sinemanın içinde çıktığı topluma ayna olma ve sorunları dile getirme konusundaki örnek bir başarı Metro Manila filmidir. Oscar ve ailesinin başına gelenleri toplumsal bir gözle acımasızca dile getiren yönetmen, önemli bir başarıya imza atmıştır.

Çift olan Oscar, her çiftçi gibi şehir hayatına ve insanına yabancıdır. Şehirli insanın ikiyüzlü, yalancı, maddeci yönün ağır bastığından, Oscar onların yanında saf ve aptal kalmaktadır. İyi niyetli olan Oscar, şehirli insanını köylü insanıyla karıştırınca şehre gelir gelmez kurnaz dolandırıcıların ağına düşerek biriktirdiği bütün parasını kaptırır.

Filmin önemi bundan sonra başlamaktadır. Beş parasız kalan ve sığınacak yerleri olmayan Oscar ve ailesi yüzlerine yansıyan şehre gelmenin pişmanlığı ve çaresizliği insan gördükçe içi burkuyor. Acınacak bir halde gecenin karanlığına karışan bu aileyi neler beklediğini merakla beklemeye başlıyoruz. Bu ailenin dramatik sonu hakkında iyi fikirler taşımasak da, başlarına gelecek olayların hayatlarını nasıl etkileyeceğini de sabırsızlıkla ekrana kilitleniyoruz.

Yoksulluk insana neler yaptırır? Sorunun, cevabını arayan Metro Milana, kurgusundan ödün vermeden, yavaş yavaş sorunun cevabını bize vermiyor, bizi adeta içine çekiyor.

Çiftçi Oscar, ailesinin geleceğim için, ailesinin daha iyi koşullarda yaşaması en azından karınlarının doyurmak adına köyünden kalkıp, umut bağladığı şehre gelir. Köylü için şehir efsanelerine dönüşen şehirlerin zenginlik vadine kapılıp, şehre yol alır.

Uzaktan davulun sesi hoş gelir misali, şehir efsaneleri de umuda hoş görünür. Oscar ve ailesi kendilerine daha iyi bir yaşam kurma hayaliyle şehrin kalabalığına kendilerini bırakırlar.

Kalacak yer sorunundan, iş bulamama derdinden ve açlıkla yüzleme nedeniyle yıpranmaya başlarlar. Daha ilk günlerde pişmanlık yüzlerine yansır, gözlerindeki ışıltı kaybolur. Ve köyümüze geri dönelim cümleleri suskun, kurak dudaklardan dökülmeye başlanır.

Çaresizliğin tanımı olmaz. Çaresizlik omuzlara bindi mi artık insanın değerleri çözülmeye başlar. Tek dert, tek gaye karın doyurma olur. Ne olursa olsun ekmek bulma derdi, insana her şeyi yaptırır. Oscar ve karısı da çaresizliğin yükü altında önemsedikleri ahlak ve iyi niyet anlayışlarını bir kenara bırakırlar. Çünkü etraflarındaki herkesin derdi ekmektir. Başka bir dert ya da amaç yoktur. Zihin ve duyguların tek meşguliyeti ekmektir. Ekmek dışında bunlar çalışmaz.

Ondan olsa gerek Oscar, karısının bir bar da fahişlik yapmasına göz yumar. İlk öğrendiği tepki gitmiştir. İlk baş kaldırış gitmiştir. Önemli olan eve ekmek gelip, gelmediğidir. Namusun ne önemi var, ekmek olmadıktan sonra. Oscar için karısının namusu önemli değildir. Çalışmasını sessizce karşılar. Arkadaşının nasıl bir erkek, karısının fahişelik yapmasına izin verir, bağrışlarına cevap veremez. Belki bir cevabı vardır ama yönetmen bakışlara gizler. Biz bilemeyiz. Namus mu? Ekmek mi daha önemli? Herkes kendince bir cevap bulmak zorundadır.

Ekmek davası değil midir ki Oscar’ı hırsızlık yapmaya ikna eden, yine ailesine iyi bir yaşama sunma derdi değil midir kendi feda etme nedeni. Masum, saf, temiz bir aile şehir hayatına mı kurban gitti yoksa ekmek uğruna mı dağıldı?

Başlığı Hz. Ali’nin yoksulluk bir kapından girdi mi? Din diğer kapından çıkar, sözünden yola çıkarak yazdım. Öyle görünüyor ki yoksulluk birçok değerin kayboluşuna gebe. Yoksulluğun yüreklerde aştığı korku varken, bu insanların her şeyi göze almaları normal sanırım.

Osman Tatlı

www.osmantatli.com.tr

osmantatli@gmail.com

 


Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter