Popüler Sinema

Paylaş
Tarih - 09 Mayıs 2014 Cuma - 1002 kez okundu

Babıâli’de Sinema

Günümüz Türk sinemasının gelindiği noktayı daha iyi anlamanın en sağlıklı yollardan biri tarihini bilmektir. Sinemanın Türkiye’ye gelişi, ilk filmler ve özellikleri, filmlerin çekilirken karşılaştıkları zorluklar, kullanılan teknikler, oyunculuklar, yönetmenler, sinemanın sosyal hayata yansıması, sinema devlet ilişkileri, sinemayla Türkiye gelen yabancı kültürler ve süreç içerisindeki değişimler günümüz sinemasını anlamayı kolaylaştıracaktır. Ayrıca sinema seyircisinin niceliği ve niteliği gibi konularda da fazlasıyla bilgi sahibi olunacaktır.

Sinema tarihi maalesef herkesin ilgi duyacağı bir alan değildir. Sinema tarihi özel bir ilgi ve merak istiyor. Hele tarih kronolojik bir sıralama ve bilgi ağırlıklı ise okumak bazen işkence haline gelebiliyor. Tarihi sevmeyen bir toplum olduğumuzu düşünürsek, sinema tarihini zevkli bir okuma haline getirmenin arayışları yapılmalıdır. Sinema tarihi gerçeklerinden kopmadan, deneme ve öyküsel bir tarzla yazılmalıdır. O zaman merak uyandıracaktır. Sinema tarihi parça parça ama tekrardan ve bilgi kaygısı içine girmeden bir didaktik aktarımı olmalıdır…

Herkesin, her gün film izlediği bir zamanda sinemanın kendisine dair merak olmaması kötü bir durumdur. Sinema hala bir eğlence ve zaman tüketmenin bir aracı olarak algılanıyor. Bu algıyı kırmanın yolu halkın seviyesine uygun ürünlerin vermesiyle ancak olur. Bu ürünler olay merkezli bir anlayışla hazırlanmalıdır ki okunma kolaylığı olsun.

Türk sinema tarihinin ilk dönemlerine ait kaynaklar az olması ilk dönemler hakkındaki bilgileri sınırlamaktadır. Dönemlerin resmi belgeleri, gazeteler, dergiler ve anılardan elde edilen bilgilerden oluşan sinema tarihi kaynak sıkıntısının yanında önemli bir eksiği daha vardır. bu önemli eksik sinemanın topluma yansıması, kültürümüzün sinemaya yansımasına yönelik araştırmalardır. Maalesef sinemanın toplumda yarattığı değişim ve etkilerin psikolojik, sosyolojik ve siyasi araştırmaları yok gibidir. Sinema tarihimiz hep batı eksenli bir izahatla yapılmaya çalışılmaktadır. Bazı sözde aydın veya entellerin tekeline giren sinema sonrasında da bunların etkileriyle şekillenerek günümüze gelmiştir. Bu anlayışın artık yıkılma zamanı geldi. Bu anlayışı yıkmak içinde sinema tarihimiz ve seyircimiz iyi bilinmelidir.

Belki bu anlayışla tam anlamıyla hareket edilmese Ali Özuyar, Osmanlının ve Cumhuriyet dönemine ait sinemaya dair makalelerinden oluşan Babıâli’de Sinema kitabı klasik sinema yazılarına benzemiyor. Özuyar kişisel yorumlardan çok belgelere dayandırdığı çalışmasında olaylar üzerinden sinema bilgisini vermektedir. Dönemin ilginç ve merak uyandıran olaylar değinen Özuyar, akıcı ve sürükleyici bir çalışmaya imza atmış. Bize ait olandan yola çıkarak yine bize ait olanla devam edip, sonuca gitmiştir. Kitabı anlaşılmaz entel kalıplardan uzak bir üslupla ele alınmıştır.

Kitap; Babıali’de Sinema, Cumhuriyetin İlk Yıllarında Sinema, Osmanlıca Sinema Yayınları ve Bir Propaganda Aracı Olarak Sinema diye dört bölümden oluşuyor. İlk üç bölüm kendi içerisinde bütünlük olsa da “Bir Propaganda Aracı Olarak Sinema” bölümü Ermenilerin, Ermeni soykırımı üzerine çevirdiği filmlere değinmekle kitap amacından uzaklaşmasına neden olmuştur. Bu hata da kitabımın makalelerden oluşmasın neden olmuştur. Yazar yazdığı makalelerin dergi ve gazete köşelerinde kaybolmasına gönlü razı olmamış ki kitaba almış.

Yukarda da belirttiğimiz gibi kitap makalelerden oluşuyor. Ve makale mantığına uygun olarak Özuyar, kaynaklarının orijinal Osmanlıca metinlerini bölümlere eklemiştir. Özellikle resmi belgeler, haberleşmeler, gazete ve dergilerdeki orijinal metinler olduğu gibi eklenmiş. Kaynaklar gösteriyor ki Özuyar, emek ve özveri isteyen bir araştırmanın sonucunda belgeler ulaşmış. Bir araştırmacı göreviyle belgeleri okuyucusuyla paylaşmış. Keşke kitap makalelerden değil de bir kitap mantığıyla yazılsaydı. O zaman bir bütünlük olacağı gibi birçok bilinmeyene de kapı aralardı.

Kitap da çok özgün ve güzel konulara temas etse de bizce önemli ve az bilinen iki konuya değinmekle yetineceğiz.

Birincisi; Atatürk ve sinemayla ilgilidir. Bugün Atatürk’e dair birçok konu tartışılırken ve tartışmaya açılmaya çalışılırken Atatürk’ün sinema yönü dair düşünceleri, sinema gidip gitmediği, gittiyse hangi filmlere gitti, neler düşündü neler hissetti gibi konulara değinilmemektedir. Özuyar, İzmir İktisat Kongresi’nde sinemaya değinilmesi, Atatürk’ün gittiği filmler ve sinema salonlarına, hangi filmlerde güldüğünü, hangilerinde hüzünlendiğini aktarmaktadır.

Diğeri konu ise, itilaf devletlerin sinemayı kullanarak güney bölgelerinde casusluk yaptıklarıdır. Ve Osmanlı’nın bu konudaki hassasiyeti ve olaya yaklaşımı belgelerle verilmektedir. Bu iki konun detayını okuyucuların eline kitabı alıp, öğrenmesine bırakıyoruz.

Babıâli’nin sinemaya bakışını, ilk sansür, ilk filmler ve içerikleri, sinemanın ve ilk filmlerin toplumda yarattığı etkileri ve ilk dönemlerde çıkan sinema dergilerini, gazeteleri gibi nice önemli konuyu zevk ve merak duygularıyla okumak isterseniz Babıâli’de Sinema beklentilerinizi yarım kalmış güzel bir yemek tadıyla verecektir.



Kitap: Babıâli’de Sinema
Yazar: Ali Özuyar
Yayınevi: İzdüşüm
Baskı: I. Baskı, Şubat 2004, İstanbul, 136 sayfa

Osman Tatlı
sinemaelestirisi@hotmail.com



Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter