Popüler Sinema

Paylaş
Tarih - 09 Mayıs 2014 Cuma - 1395 kez okundu

Müslümanlar ve Sinema IV


Sinemanın tarihi, cinselliğin tarihidir de diyebiliriz. Sinema, cinsel özgürlüğü için çok ciddi mücadele ve süreçten geçmiştir. Ve bunun karşılığını da kısa süre de almıştır. Sinemanın, sansürle mücadelesi, sinema için cinselliğin vazgeçilmez olmasının altında sinemanın pazarlanmasının kolay olmasıdır. Cinsellik her zaman ilgi çekmiştir. Kadın bedeni, seyirciyi salonlara çekmenin en kolay yolu olmuştur. İkinci nokta ise, cinselliğin ahlakla irtibatlı bir konu olmasıdır. Ahlak toplumların var geçilmez bir normudur. Ve bu norm toplumları ayakta tutan bir tutkaldır. Bunun çözülmesi büyük ölçüde ancak cinsellikle mümkündür. Bu bilindiğinden cinselliğin en adi haliyle de olsa sinema malzeme olarak kullanmaktan vazgeçmiyor.

Doğaldır ki Müslüman toplumlarda sinemaya yapılan en büyük eleştiri ve yaşanılan en önemli sıkıntı cinselliğin her türlüsünün rahatlıkla sinemada kullanılmasıdır. Aşamalı verilen cinselliğin normalleşme süreci tamamlandı. Artık sinema da ve türevlerinde var olan cinsellik kabullendi. Normalleşti. Tepkiler azaldı. Arada yükselen tepkiler azınlıkta kaldı. Çoğunluğu oluşturan muhafazakâr kesimin azınlık muamelesi görmesi; sinema ve medya gibi kurumları elinde bulundurmamasıdır. Azınlıklara yapılan muamele muhafazakâr kesimin beynine ve kalbine yapıldı.

Müslümanların sinema sektörüne en çok şikayet ettikleri; erotizm, müstehcenlik, açık saçık, öpüşme, sevişme, pornografi gibi cinselliği içeren sahnelerdir. Cinselliğin rahatça lanse edilmesi Müslümanların inançlarına ters düşmesinin yanında nefsi kışkırtması ve ahlaki değerleri zedelemesidir. Özellikle gençlerin çok etkilenmesi ve gençlerin bu konuda kontrol edilmesinin zor olması da etkendir.

Artık ne denirse denilsin sinema ve televizyonda cinselliğin varlığından kaçınılamayacağıdır. Eğer çözüm aranacaksa kabullerle hareket edip, ona göre çözüm önerileri aranmalıdır. Var olana söylenmek, eleştirmek sinemanın yapısını değiştirmez. Ancak alternatifler üretilebilir. Ya da cinselliğin varlığı, var oluş içinde eritilmelidir. Bende önereceğimde son söylenendir. Müslümanların var oluş bilinci oluşturulabilirse, kadın bedeni cazip olmaktan çıkacaktır. Etkisiz bir eleman olacaktır. Doyumsuzluk ve alternatifin olmayışı kadın bedenini ön plana çıkarılır.

Ayrıca, sinemadaki cinselliğin varlığı her zaman kötü bir durum değildir. Bazen cinselliğin içerdiği filmler felsefi ve var oluş mesajların yanında psikoloji ve sosyolojik temaları da barındırabilmektedir. Bu demek değildir, cinselliği içeren filmler izlenmeli. Ancak şunu bilmek gerekir ki artık cinsellik her yerde. Ondan kaçışyok. Deve kuşu gibi davranmaya gerek yok. Yasak bölge oluşturmanın alemi de yok. Durumu kabullenmeli ve rol icabı dışlama hareketlerine girilmemelidir. Kimseyi kandırmaya gerek yok. Cinsellik insanın doğasıdır. Ve gençlerle bu konuşulmalı,tartışmalı. Yoksa gençlere karşı duyarsız olunmamalıdır. Gençler bir şekilde her şeyi öğreniyor. Yapılması gereken bu konun onlarla konuşulmasıdır. Bu konun konuşulması bir siyer, bir tefsir kadar önemlidir. Gençler ve yetişkinler birbirinden kaçmamalı.

Müslümanların, dünyadan kopuk durumları, kadın oyuncu olur mu? Müslüman olmayanların dini filmlerde oynaya bilir mi? Gibi gereksiz konuları tartışırken, Amerika, Müslümanlara kendi kültürünü ve dini anlayışını bulaştırdı. Şimdi sinemada cinsellik konusu tartışılırken, insanların çoğu zihnen Müslüman ama yaşayış olarak Amerikalaşma yolunda ilerliyor.

Müslümanların var olanıtartışmayı, söylenmeyi bırakmalı, alternatifler üretilmeye çalışılmalıdır. Keşke durum bu noktaya gelse de film projeleri ve sinema kültürü oluşturulsa ama maalesef hala gelenekten kurtulamayan Müslümanların anlayış olarak bu noktaya gelmeleri zaman alacak. İnşallah Müslümanlar geç olmadan gözlerini açarlarda kayıp edilen kalp ve zihinlerin sayısı az olur.

Osman Tatlı

www.osmantatli.com.tr

osmantatli@gmail.com



Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter