Popüler Sinema

Paylaş
Tarih - 09 Mayıs 2014 Cuma - 1288 kez okundu

Müslümanlar ve Sinema 2

Müslümanların, Osmanlının yıkılmasından sonra siyasi platformda zayıflaması ve var olma mücadelesini siyasi alan kaydırmaları; geleneksel anlayışın, gelişen ve değişsen toplumsal olguları okuyamaması nedeniyle sinemanın önemini kavrayamadılar. Sadece bireysel ya da cemaat olarak değil, Ortadoğu ülkeleri olarak da sinemanın önemini ve gücünü fark edemediler.

Müslümanların, boşbıraktığı alanı başkaları çok büyük hırslarla doldurdular ve köşeye öyle bir oturdular ki Müslümanlar kendine yer bulmakta zorlanıyorlar. Bu alanda diğerleri öylesine güçlendiler ki Müslümanlar bu alana girmeye korkar oldular…

Peki, günümüzde durum nedir? Müslümanlar hala dile getirilmese de hala siyasi alanda varlığını ispatlama derdin de olduklarından kültürel ve sosyal olayları ele alma konusunda hala gerekeni göremiyor ve önemsemiyorlar. Hala sinemanın içine yolculuk yapma konusunda isteksiz ve mesafeliler. Bunun altında birazda Müslümanların seküler olma korkusu, sinema ortamlarında kişiliklerini ve ahlaklarını koruyamama endişeleri var. Evet, Müslümanlar, filmlerden ve ortamlardan etkilenmekten korktuklarında sadece izlemekle yetinmeyi tercih ediyorlar. Ve insanlarınısinema ortamlarından uzak tutuyorlar… Bu endişe, daha büyük endişelerin önüne geçtiğini bile göremiyorlar. Çünkü sinema, Müslümanları değişime uğratıyor, etkiliyor. Buna rağmen sinemanın gücünü kullanma konusunda cesaretleri yok. Çünkü sinemaya dair projeleri yok. Eleştirmenleri yok. Senaristleri yok. Yönetmenleri yok. Sinema tarihçileri yok. Sinema oyuncuları yok. Sinema yazarları yok. Yok yok yok.

Cemaat önderlerin ve önde gelenlerin; Müslüman aydınların, yazarların ve düşünürlerin hala eski kuşak olması, hala eski düşüncelerle olayları ele almaları; günümüz sosyal ve kültürel gelişmelere yabancı kalmaları, sadece siyasi alana yoğunlaşmaları;yeni kuşağı anlamak istememeleri ve gençlerin bu konularda önlerini tıkamaları,bu alanlarda okumalar yapılmaması; eski ve öncü kuşağın okumaması ama kendini yeterli görme egoları gibi nedenlerle sinema gibi konulara eğilim olmamakta. Hala eski konular konuşulup, tartışılmakta ve eski yöntem, anlayışlarla topluma yön vermeye çalışılmakta. Durum böyle olunca ilerleme kayıt edilmemekte ve kuşak çatışması yaşanmaktadır.

Peki, ne yapmalı? Bu sorunun cevabı kolay ama eyleme geçilmesi zor bir cevabı vardır. Müslümanlar yavaşyavaş sinemayla ilgilenseler de daha önce dediğim gibi sadece izlemeyle sınırlıkalan bir ilgidir. Ötesine yönelik bir eylem ufukta görünmüyor.

Öncelikle Müslümanların, sinemayı bir hobi olarak görmeyi bırakmaları lazımdır. Olayı amatörü değil, profesyonel tarafında yer almaya başlamalıdırlar. Sinema bir hobi değil. Her işgibi bir uzmanlık alanıdır. Müslümanların uzman sinema adamları olmalıdır.

Hobi olarak görülmesi bırakılan sinemanın, ciddiyeti daha çok sorgulanacaktır. Ve projeler üretilecektir.

Sinemanın kendisinden ve ortamından korkulmamalıdır. Korku, uzak kalındıkça kâbusa dönüşür. Sinema, Müslüman’ın kabusu olmadan, korkunun önüne geçilmelidir.

Müslümanların, izleyici koltuğundan kalkıp, yönetmen koltuğuna oturmaya başlamalılar.

Gençlerin bu alanlarda önleri açılmalı ve teşvik edilmeliler. Sinema alanından ya da sanattan soğutulmamalı ve bu alanlarda önleri tıkanmamalıdır.

Sinema dün olduğu gibi bugün de yarınlar da kültürel ve sosyal alanında en önemli ve en büyük silahtır. Bugün bu silah Amerika’nın elinde olduğu için Amerikalaşıyoruz. Bu tehlikeyi görmek lazım.

Osman Tatlı

osmantatli@gmail.com

www.osmantatli.com.tr

Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter