Popüler Sinema

Paylaş
Tarih - 01 Aralık 2014 Pazartesi - 1477 kez okundu

100 Yaşında Ama Daha Ergen

Türkiye sineması 100 yaşına girdi. Genç, dinamik, heyecanlı, kararsız ve kendini kanıtlamaya çalışan sinemamız, maalesef bir ergenin gösterdiği davranış ve tutumları takınmaktadır.


Ergen içinde bulunduğu dönem gereği hırçın, uyumsuz, tepkili, kompleksli, kararsız, düşünceleri dağınık,  ne istediğini bilmeyen, cinsel eğilimleri fazla, aileye karşı tepkili ve mesafeli, dışarıya hayran, kendisiyle kavgalı vb tutumlar içindedir. Ayrıca azimli, dirençli, ideal, hevesli, arzulu bir çizgide sergiler.

Türkiye sinemasına baktığımızda 100 yaşına girmesine rağmen bir ergenin gösterdiği bütün tutum ve davranışları gösterdiği gibi büyümemeye de inat etmektedir.


Bilinir tarafları çok sinemamızda bir ergen gibi cinsel eğilimleri fazla. Cinsellikle yatıp, kalkıyor. Cinselliğini yeni fark eden ergenden fazla sinemamız cinselliğe düşkün. Absürt, belden aşağı düşüncelerle hareket eden sinema merkezine cinselliği koyarak yoluna devam ediyor. Cinselliğe öyle düşkün sinemamız var ki, varlığını cinsellikle sürdürmeye çalışmak da, kendini ispat edecek başka bir özelliği olmayınca, bu eksikliğini cinsellikle örtbas etmeye çalışıyor. Ergenler cinselliğe olan düşkünlüğü hızlı ve kısa sürede atlatırken, sinemamız 100 yıldır aynı bataklığa saplanmış kalmış. Cinsellik bataklığı sinemamızın hoşuna gitmiş olacak ki bataklığı, çirkinliği kendince gül bahçesi olarak görmeye başlamış.


Başarısızlığını ve ilgiye olan ihtiyacı cinselliğe sarılarak örtbas etmesi, masumane bir tavır değildir. Kendisiyle beraber yüz yıldır kitleleri de cinsellik düşkünü haline getirdi. Zihinlere ve duygulara cinsellik perdesi çekti. Zihnin ve duyguların ekranında sürekli cinselliğin her türlüsü oynaşmakta ve zihin ve duyguların varlığı işlevini yerine getiremez oldu.


Sinemamız bir ergen kadar aileye karşı hırçın ve beğenmez düşüncelere sahip. Ergen, ailesine kızsa da, beğenmez de, ailesiyle kavgalı da olsa ailesine olan sevgisinden onlara zarar gelmesini istemez, bir zarar durumunda ailesinin yanında olur, kötü durumda ailesini kollar.


Ancak, sinemamız bir ergenin tutumundan uzak bir anlayışla aile kurumuna karşı bir düşman ve kin beslemek de, bu düşmanlığını ve kinini her seferinde dışa vurmak da çekinmemek de. Aile kurumunu yıpratmak için elinde gelen her türlü kurnazlığı, oyunu ve algıyı kullanarak, bir intikam alma hevesiyle hareket etmektedir. Yapıcı bir yaklaşımdan çok yıkıcı bir anlayışla hareket eden sinemamız, aile kurumu ortadan kaldırana kadar aile kurumuyla mücadele yemini içmiş bir duruşu var.


Aile kurumuna karşı bu tutumun nedeni topluma ve kültüre yabancı olmasıdır. Sinemamızın kaynakları yerli olmayınca, kendi kültürüyle beslenmeyince, beslendiği kaynaklar yabancı olunca, böyle pervasızca saldırgan tutumlar normal görünmekte. Çünkü ergenler dışarıdan kolay etkilenen ve yönlendirilen bir dönemde yaşarlar. Maalesef sinemamızda dışarıdan gelen her türlü etkinin altında kalarak, yabancılara kendini kanıtlama hevesiyle aileye saldırmak da ve acımasızca tutumların içine girmektedir.


Sinemamızın aileye karşı merhameti yok. Vicdan kapılarını kapatmış. İş intikama dönüşmüş. Ergen kararsız ve sistemsiz davranışlar sergilerken, sinemamız aileye karşı kararlı ve sistemli bir davranış içindedir. Daha planlı hareket eden sinema, aşamalı ama sürekli aynı konularla insanların zihinlerini ve duygularını köreltmektedir. Seyircisini düşüncesini kendi değerlerine yabancılaştırma politikasını başarılı bir şekilde uygulamaktadır.


Dünyanın birçok yerinde sinema olgunluk dönemine girerken, bizde hala ergen bir dönemde sürünen sinemamızın daha ne kadar ergenlik döneminde kalacağını kestirmek zor, ancak ergenlik dönemin de değerlerine yabancılaştıran sinemamızın olgunluk döneminde toplumun başına bela olmamasını umut etmekten başka bir çaremiz kalmamakta. 


Osman Tatlı 

osmantatli@gmail.com


Gezinti

İletişim
Bize Yazın:


Gönder Max. 1000 karakter
Populer Sinema: #txt
Mesaj Gönder:
Gönder Max. 1000 karakter